
Pazarlama stratejilerinden bahseden bir kitap gayet ilgi çekici bir şekilde başlıyordu. Bir deney yapılmıştı kırmızı ışıkta bekleyen insanlara. Üstü başı dağınık olan ve pejmürde görünen bir adam yol boşken trafik lambasında kırmızı yanmasına rağmen karşıya geçiyordu. Diğer insanlar ise bu adamı yargılıyor ve suç işlediğinden bahsederek kendi aralarında söyleniyorlardı.. Ertesi gün aynı yerde, takım elbiseli, elinde bond çantasıyla gayet şık bir adam yine kırmızı ışık yanmasına aldırmadan karşıya geçti. Çok düşündürücüdür ki; dünkü pejmürde adamı yargılayan kalabalık bu sefer adamın arkasından gidip yasaları ihlal ettiler!! Bunun nedeni sorulduğunda ise açıksozlulukle konuştular: "İyi kıyafetli adama yanlış bir şey yapmayı yakıştıramadık, bir bildigi vardır dedik ve yadırgamadık. Kotu kiyafetli adam icinse onun bilgisizligini, gorgusuzlugunu öne cıkarıp elestirdik." Oysa her ikisi de yasaları ihlal etmisti!
Bu arastırma gosteriyor ki; goruntu onemli.. Ya da daha pazarlama temelli soylersek logo, renk, marka ve hatta bunların nasl sunuldugu.. Bir ürünun içi ne kadar mukemmel olursa olsun, ambalajının yırtık pırtık olması bizim o urunu almamız icin gerekli olan motivasyonumuzu dusurur.. Fakat tam bu noktada bir dengeden de soz etmek gereklidir. Ana haber bultenlerini dusunelim. Tum bayan sunucular guzel, cok guzeldir. Giysilerinden makyajlarına, diksiyonlarina kadar her seyleri mukemmeldir neredeyse.. Recep İvedik'in de dedigi gibi ruhlar aleminde yasamıyoruz ki ruh guzelligi onemli olsun.. Tabii ki beden guzelligi daha onemlidir.. Fakat yabancı bir ulkede yapılan arastırmaya gore; erkekler bu cok guzel bayanların sundugu haberlerin en az yarısını hatırlamıyormus.. Tabii ki o sırada baska seyler dusundukleri icin! Ortalama guzellige sahip bayanların sundugu haberler ise daha cok akılda kalmıs..
Bu farklı iki arastırma, tek bir sonucta birlesiyor: Guzelligin, ambalajın, karizmanın fazlası zarar! ( Aslında her şey gibi..) Hani o kadar guzel bi reklam yaparsınız ki, insanlar 1 yıl sonra bile reklamı hatırlarlar ama hangi markanın reklamı oldugunu daha 1 saat dolmadan unuturlar.. Bikinili kızlarla dolu reklam cok ilgi cekicidir ama bittikten sonra akılda kalan bunun bir bira reklamı oldugu degil, ne kadar cok dolgun gogusu ve uzun bacagı bir araya getirip izletebildigidir!! Nabza gore serbet de bir yere kadar yani, arada bir durup "Bilader, senin bu nabzın fazla atmaya basladı, bi kendine gel" diyen tokat gibi reklamlar, tanıtımlar vs yapmak lazim.. Hoş, zaten bizim milletimiz de kendisini tokatlayanları hep daha cok sever.. Bence şu an guzel bir noktaya parmak bastım, bu fikrimi pazarlamacılar kullanabilir. Turk erkeklerini gectim ama belki de Turk kadınlarnın ideal bir markadan beklentisi de boyle bir şeydir.. Bir koca gibi olmalı ideal bir marka.. Hem dövüp hem sevebilmeli yani.. Dediğim gibi bence denemeye deger bi fikir.. :)
Bu arastırma gosteriyor ki; goruntu onemli.. Ya da daha pazarlama temelli soylersek logo, renk, marka ve hatta bunların nasl sunuldugu.. Bir ürünun içi ne kadar mukemmel olursa olsun, ambalajının yırtık pırtık olması bizim o urunu almamız icin gerekli olan motivasyonumuzu dusurur.. Fakat tam bu noktada bir dengeden de soz etmek gereklidir. Ana haber bultenlerini dusunelim. Tum bayan sunucular guzel, cok guzeldir. Giysilerinden makyajlarına, diksiyonlarina kadar her seyleri mukemmeldir neredeyse.. Recep İvedik'in de dedigi gibi ruhlar aleminde yasamıyoruz ki ruh guzelligi onemli olsun.. Tabii ki beden guzelligi daha onemlidir.. Fakat yabancı bir ulkede yapılan arastırmaya gore; erkekler bu cok guzel bayanların sundugu haberlerin en az yarısını hatırlamıyormus.. Tabii ki o sırada baska seyler dusundukleri icin! Ortalama guzellige sahip bayanların sundugu haberler ise daha cok akılda kalmıs..
Bu farklı iki arastırma, tek bir sonucta birlesiyor: Guzelligin, ambalajın, karizmanın fazlası zarar! ( Aslında her şey gibi..) Hani o kadar guzel bi reklam yaparsınız ki, insanlar 1 yıl sonra bile reklamı hatırlarlar ama hangi markanın reklamı oldugunu daha 1 saat dolmadan unuturlar.. Bikinili kızlarla dolu reklam cok ilgi cekicidir ama bittikten sonra akılda kalan bunun bir bira reklamı oldugu degil, ne kadar cok dolgun gogusu ve uzun bacagı bir araya getirip izletebildigidir!! Nabza gore serbet de bir yere kadar yani, arada bir durup "Bilader, senin bu nabzın fazla atmaya basladı, bi kendine gel" diyen tokat gibi reklamlar, tanıtımlar vs yapmak lazim.. Hoş, zaten bizim milletimiz de kendisini tokatlayanları hep daha cok sever.. Bence şu an guzel bir noktaya parmak bastım, bu fikrimi pazarlamacılar kullanabilir. Turk erkeklerini gectim ama belki de Turk kadınlarnın ideal bir markadan beklentisi de boyle bir şeydir.. Bir koca gibi olmalı ideal bir marka.. Hem dövüp hem sevebilmeli yani.. Dediğim gibi bence denemeye deger bi fikir.. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder