29 Nisan 2009 Çarşamba

YAPIŞMAYAN SAKIZ İCAT EDİLMİŞ


2. blog yazım için pazarlamayla ilgili bir haber ararken, ilginç bir yazı gözüme çarptı paylaşmak istedim. Gerçi 2007 yılında yayınlanmış ama bu konuyla ilgili daha güncel bir haber bulamadım. Yapışmayan sakız icat edilmiş, gerçekten çok orjinal bir fikir. Artık her ürün farklılaşmaya başladı günümüzde. Yine de günümüzdeki sakızların piyasadan tamamen kalkabileceğini düşünmüyorum.Öncelikle haberi olduğu gibi aktarıyorum, yorumlarımı sonra yazacağım.

İngiltere sokaklarında adım başı yere atılmış onlarca sakızın yarattığı çirkin görüntü belki de son bulacak.Yeni icat İngiliz çöpçüleri sevindirecek. Zira İngiliz bilimadamları yapışmayan sakızı icat etti.Temiz Sakız adı verilen sakızlar, York kentinde yapılan Bilim Festivali'nde tanıtıldı. Sakızlar, caddeleri temizleyen görevlilerin, okul hademelerinin baş belası dünyanın dört bir yanında.

Sakızların kaldırımlardan, merdivenlerden, otobüs koltuklarından çıkarılması için her yıl milyonlarca dolar harcanıyor.İngiltere'de her yıl bu işlem için harcanan para 150 milyon sterlin civarında.Ancak şimdi, Bristol Üniversitesi'nden bilimadamları, bu işe bir çözüm bulduklarını söylüyor.Çözüm, sakıza eklenen polimer adlı bir kimyasal madde.Bu madde, sakızın herhangi bir şeye yapışmasını neredeyse imkansız hale getiriyor."Yapıştığı halde ise, polimerin suyla barışık özelliğinden ötürü, kolayca temizlenmesi mümkün." diyor bilimadamları.

Yapışmaz sakız, bir dizi çiğnenebilirlik ve yapışabilirlik testlerinden geçmiş durumda.Profesör Terrence Cosgove, testlerin sonuçlarını anlatırken "Bu ürünü ilk geliştirdiğimizde, tabii ki hemen ağzımıza atmak istemedik. Bir sakız çiğneme testinin yapıldığı alet aldık. Tabii bu deneme, gerçekten çiğnemenin bire bir yerini tutacak birşey değil. Ama sakızı saça, ayakkabılara yapıştırmaya çalışma gibi deneyler de yaptık. Pamuklu giysilerin üzerine koyup, çamaşır makinesine attık. Çıktı. Tahta üzerinde denedik, kağıt üzerinde denedik... Her bir yüzey de birbirinden farklı. Ve bazı yüzeylerde yapışma hiç söz konusu olmadı." dedi.

Yapışmaz sakızın piyasaya sunulabilmesi için önce Avrupa Gıda Güvenliği düzenlemelerinden geçmesi gerekiyor.Bunun yıl sonuna kadar gerçekleşmesi umuluyor.Yapışmaz sakız hakkında başlıca sakız firmalarıyla da görüşmeler yapıldığı ve firmaların bu yeni ürüne ilgi gösterdikleri belirtiliyor.

Gelelim yorumlara.. Ayakkabılarımızın altına yapışan, özellikle yazın çekilmez bir durum olan çıkmayan ve uzayıp duran sakızlardan kurtulmak güzel olurdu. Okuduğumuz gibi Türkiye'de böyle bir ürün söz konusu değil henüz. Bir yıl sonra piyasaya sürülebileceğini söylemişler haberde fakat henüz böyle bir ürün yok. Umarım çıkar tabi.. Avrupa'nın gelişmiş ülkesi İngiltere bıkmış yapışan sakızlardan.. Zaten Türkiye'de sokakların temizliğine önem verilmediği için bizim çöpçülerimizin ve hademelerimizin yapışık sakızlardan pek şikayet ettiğini sanmıyorum.. Hadi diyelim artık Türkiye çevresine duyarlı olmaya başladı, yine de bu yeni sakızlar içerdiği madde nedeniyle piyasadaki sakızlardan daha pahalı olacağı için Türk halkı tarafından rağbet görmeyecektir. Tek çözüm sakızı yere atma cazası gibi bir uygulama başlatılmasıdır devlet tarafından.. Yani iş sakızda değil, çevresine duyarlı olan bir millet olabilmekte bence..

28 Nisan 2009 Salı


DONDURMANIN DA LÜKSÜ OLUR MU?

Demeyin! Tabii hala sokaklarda "süt darı"nınki gibi arabalarda satılan dondurmalar döneminde kaldıysanız, 90'ların pop müziğini dinleyip, güneş gözlüklü Mustafa Sandal'ın " O kız bana kazak örmeli.." şarkısını TOP 10 listelerinde görmek istiyorsanız siz de haklısınız efendim. Hele TRT'nin tek kanal olduğu dönemlere inmek bile istemiyorum. O dönemlere inip, sonra tekrar günümüze, - evlerine elektrik verilmediği halde televizyon, su tesisatı bağlanmadığı halde çamaşır makinesi yardımı yapılan (!) bu döneme çıkarsak vurgun yemiş bir balıkçı gibi oluruz sanırım.. Yaralı ve fakat son derece mağrur! Kumar borcu yüzünden evini ipotek ettirmiş ama hala göbeği dışarıda, ellerini arkaya bağlamış ortalıkta dolaşan sonradan görme sosyetelere benzeriz mazaallah!! -Ve ben bu sonradan görmelerden hiç hoşlanmam nedense (?)
...
Her telden sosyo-psikolojik ve azıcık da politik başlangıcım ile konuya ilgi çekebilmeyi başarmışımdır umarım. Giriş kısmındaki nadide cümlelerime, yazımın sonunda şahsi fikrimi belirtmek için atıfta bulunacağımı ve baştan sona bir bütünlük yakalamak istediğimi de şimdiden belirtir ve sizi uyarmayı bir borç bilirim! ( Nasıl diyor siz TÜRK'ler, " e hool sörkıl " )
...
Okuyucu da bilgilendirdikten sonra, kendine sonunda bir köşe bulmuş Reha Muhtar edasıyla devam etmek isterim. ( Reha Muhtar'a cevap hakkı doğdu, nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa kendisiyle görüşmek isterim.) Şimdi efendim, hepimizin çok iyi bilmediği gibi Carvel Ice Cream tüm dünyada almış başını gitmiş, (rakamsal verilere dayanarak 8 bin 500 markette dondurmasını satarak alıp başını gitmiş) ve "lüks" dondurma kategorisinde "Heagen-Dazs" ve "Ben&Jerry's" gibi iki dev markayla yarışan bu şirket, "Alıcaam Fıstığı, binicem üstüne, vurucam kırbacı vurucam kırbacı nihahah" edasıyla değişik ülkelere franchising vermeye başlamıştır. Ve hedeflerinde Türkiye pazarına da açılmak vardır. ( E ben de o kadar kar etsem, ben de daha çok pazara gireyim derdim. Adamlar haklı.. Bi pembe panjurlu evimiz olsun, bize yeter diye bir şey olmaz iş dünyasında! -Büyük konuştum, belki de olur, her an cayabilirim.)
Bu haberi veren ekonomi dergisi Ekonomist, Carvel'den franchising alacaklara bir kaç küçük öneri de sunmuş. "Aman dikkat, kriz var! Pazarlık edin!" E kardeşim, diyesi geliyor insanın, madem kriz var, "lüks" dondurmanın işi ne bu krizde?? "Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin" derler diye korktuğum için soramıyorum. Ve fakat, aslında işin iç yüzü öyle değil. Bu ünlü vecizeyi söyleyen hanımefendi gayet doğru söylemiş. Bu kriz öyle bir kriz ki -bu kriz politikaları öyle politikalar ki- fakir daha da fakirleşiyor, zengin daha çok göbeğini hoplata hoplata gülmeye başlıyor.. E şimdi ben zengin olsam ekmek yer miyim? Yemem, gider pasta yerim.. Sonra da bir Carvel ziyafeti çekerim kendime.. Burası Türkiye! Burada kriz var! Reklam sloganı da bu olsun hatta, ben bir görüşeyim Carvel'cilerle... Ben pastamı yerken, Carvel'imin en cafcaflı bilmemne soslu dondurmasını kaşıklarken, ekmek bulamayanlar da Memetali Bey'i arayıp 3 sessiz, 1 sesli harf söylesinler, bir plazma TV bir de laptop kazansınlar. Ohhh beleş!!
...
Kendi çapımda yazmaya çalıştığım bu ilk blog denememin sonuna geldik sevgili okuyucularım. Belki sıkıldınız ama napalım, tarzım bu, -kısa bloglar vardı da siz mi okumadınız! Yazıma müzikten bahsederek başlamıştım yine onunla kapatmak isterim. Tom Jones bir daha asla aşık olmayacağını söylüyor şimdi.. Evet itiraf ediyorum, ben 90larda bile değilim.. 60lardayım.. "Oldies but Goldies" dinleyip yaşlanınca old ve gold olmak istiyorum.. -İçinden gülen olursa bi daha konuşmam!
Dipnot: Az önce yalan attım size, ben çok zengin olsaydım da oturup da her öğünde ekmek yerine pasta yemezdim. İyi bi insanım ben, fakirlere yardım filan ederdim herhalde.. Nevvar-Salih İşgören çiftini de severim bu yüzden.. Şarkım değişti "Life Goes On" diyor Alessandro Safina.. (Güzel şarkı) Hayat devam ediyor, birileri bir yerlerde aşık oluyor, birileri ayrılıyor, birileri de franchising alıp gemisini yürütmenin yollarını arıyor.. "Thats life" böyle bir şey işte.. Ebru Gündeş'ten "Hayatta Başarılar Diliyorum" u hepinize armağan eder, kokulu öpücüklerimi yollarak yazımı sonlandırırım efendim. Her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız!!!

Son dipnot: Anneciğim, bu ilk blog yazımı sana armağan ediyorum. Güle güle kullan!
İçses: Yaklaşan bir Anneler Gününü daha hediyesiz atlatıcaz, mutluyuz!! :))

1 Nisan 2009 Çarşamba

OPERATÖRLERİN MÜCADELESİ KIZIŞIYOR


Turkcell, Avea, Vodafone gibi ünlü operatörler ardı ardına reklamlarla, yeni ekonomik paketlerle piyasada rakabet etmeye çalısıyorlar. Özellikle artık numara taşınabilirliğinin mümkün olmasyla bu rekabet daha da artacağa benziyor. Turkcell Şahan Gökbakar'ın Recep İvedik adlı sinema karakteriyle ilgi çekip buzz marketing uygularken, avea herzaman oldugu gibi tarifelerinin ucuzluğuyla dikkat çekiyor. Özellkle kamu personeline yönelik tarife seçenekleri kamuda çalışanlar için oldukça cazip seçenekler. Turkcell'in de buna karşı işTcell adlı tarifesi mevcut.

Turkcell en çok tercih edilen gsm şirketi olma özelliğini korumak ve sahip olduğu 35 milyon abonesini elinde tutabilmek için cazip tarife seçeneklerine odaklanacağını açıklamış:
Turkcell yetkilileri, 'Farklı fiyat teklifleri devam edecek. Kaliteli iletişim için yatırımları 400 milyon dolardan 800 milyon dolara çıkardık. Altyapıyı iyileştiriyoruz. Marka işbirlikleri sürecek. kampanyalarda sürprizler olacak' diyor.
Numara taşınabilirliği ile abone değişiminin % 10'lar seviyesinde olacağını belirten Turkcell yetkilileri, pazar paylarında ciddi değişimin olmayacağını düşünüyor.

Avea ise öncelikle altyapı iyileştirme çalışmalarına başladı. İyi ki başlamış, bir Avea kullanıcısı olarak çok yetersiz olduğunu düşünüyorm bu konuda..Aveanın pek çok servis ve şebeke sorunu var.Mesajların iletilmemesi, konuşmaın ortasında hattın kesilmesi oldukça sinir bozucu. Ancak cazip tarifelerinin beni ve ucuza konuşmak isteyen pek çok kullanıcıyı da kendine çektiği bir gerçek. Bu yüzden Turkcel'lden de Avea'ya geçişler mevcut.

Uluslararası arenada en büyük operatörlerden biri olan Vodafone ise marka avantajını Türkiye’de de kullanmaya çalışıyor. Vodafone'un 24 ülkede gsm operatörlüğü yapıyor olması, bu alanda lider olması ve dünyanın en büyük gsm operatörü olması, Türkiye'de de iddialı olduğunu kanıtlıyor.

Yapılan anketler en çok geçişin Türkcell’den Avea yönüne doğru olduğunu gösteriyor, yani bu geçişi gerçekleştiren kullanıcılar Avea’nın fiyat avantajlarından faydalanmak istiyorlar. Tabi Avea’dan Turkcell’e geçen yok değil tabi ki, bunlar da Avea’nın halen daha oturtamadığı bazı servis ve şebeke sorunlarından bıkan ve artık daha kaliteli bir hat kullanmak isteyenler olsa gerek. Bir de tabi Vodafone’a geçen yada Vodafone’dan diğer operatörlere geçen kullanıcılar var.

Sonuç olarak operatörlerin mücadelesi gitgide kızışacağa benziyor. Bir tüketici olarak bu durumdan oldukça memnun olduğumu belirtmeliyim. Böylece çok yüksek olan ve ve bize dayatılan fiyatlar artık normale dönecektir.