
DONDURMANIN DA LÜKSÜ OLUR MU?
Demeyin! Tabii hala sokaklarda "süt darı"nınki gibi arabalarda satılan dondurmalar döneminde kaldıysanız, 90'ların pop müziğini dinleyip, güneş gözlüklü Mustafa Sandal'ın " O kız bana kazak örmeli.." şarkısını TOP 10 listelerinde görmek istiyorsanız siz de haklısınız efendim. Hele TRT'nin tek kanal olduğu dönemlere inmek bile istemiyorum. O dönemlere inip, sonra tekrar günümüze, - evlerine elektrik verilmediği halde televizyon, su tesisatı bağlanmadığı halde çamaşır makinesi yardımı yapılan (!) bu döneme çıkarsak vurgun yemiş bir balıkçı gibi oluruz sanırım.. Yaralı ve fakat son derece mağrur! Kumar borcu yüzünden evini ipotek ettirmiş ama hala göbeği dışarıda, ellerini arkaya bağlamış ortalıkta dolaşan sonradan görme sosyetelere benzeriz mazaallah!! -Ve ben bu sonradan görmelerden hiç hoşlanmam nedense (?)
...
Her telden sosyo-psikolojik ve azıcık da politik başlangıcım ile konuya ilgi çekebilmeyi başarmışımdır umarım. Giriş kısmındaki nadide cümlelerime, yazımın sonunda şahsi fikrimi belirtmek için atıfta bulunacağımı ve baştan sona bir bütünlük yakalamak istediğimi de şimdiden belirtir ve sizi uyarmayı bir borç bilirim! ( Nasıl diyor siz TÜRK'ler, " e hool sörkıl " )
...
Okuyucu da bilgilendirdikten sonra, kendine sonunda bir köşe bulmuş Reha Muhtar edasıyla devam etmek isterim. ( Reha Muhtar'a cevap hakkı doğdu, nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa kendisiyle görüşmek isterim.) Şimdi efendim, hepimizin çok iyi bilmediği gibi Carvel Ice Cream tüm dünyada almış başını gitmiş, (rakamsal verilere dayanarak 8 bin 500 markette dondurmasını satarak alıp başını gitmiş) ve "lüks" dondurma kategorisinde "Heagen-Dazs" ve "Ben&Jerry's" gibi iki dev markayla yarışan bu şirket, "Alıcaam Fıstığı, binicem üstüne, vurucam kırbacı vurucam kırbacı nihahah" edasıyla değişik ülkelere franchising vermeye başlamıştır. Ve hedeflerinde Türkiye pazarına da açılmak vardır. ( E ben de o kadar kar etsem, ben de daha çok pazara gireyim derdim. Adamlar haklı.. Bi pembe panjurlu evimiz olsun, bize yeter diye bir şey olmaz iş dünyasında! -Büyük konuştum, belki de olur, her an cayabilirim.)
Bu haberi veren ekonomi dergisi Ekonomist, Carvel'den franchising alacaklara bir kaç küçük öneri de sunmuş. "Aman dikkat, kriz var! Pazarlık edin!" E kardeşim, diyesi geliyor insanın, madem kriz var, "lüks" dondurmanın işi ne bu krizde?? "Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin" derler diye korktuğum için soramıyorum. Ve fakat, aslında işin iç yüzü öyle değil. Bu ünlü vecizeyi söyleyen hanımefendi gayet doğru söylemiş. Bu kriz öyle bir kriz ki -bu kriz politikaları öyle politikalar ki- fakir daha da fakirleşiyor, zengin daha çok göbeğini hoplata hoplata gülmeye başlıyor.. E şimdi ben zengin olsam ekmek yer miyim? Yemem, gider pasta yerim.. Sonra da bir Carvel ziyafeti çekerim kendime.. Burası Türkiye! Burada kriz var! Reklam sloganı da bu olsun hatta, ben bir görüşeyim Carvel'cilerle... Ben pastamı yerken, Carvel'imin en cafcaflı bilmemne soslu dondurmasını kaşıklarken, ekmek bulamayanlar da Memetali Bey'i arayıp 3 sessiz, 1 sesli harf söylesinler, bir plazma TV bir de laptop kazansınlar. Ohhh beleş!!
...
Kendi çapımda yazmaya çalıştığım bu ilk blog denememin sonuna geldik sevgili okuyucularım. Belki sıkıldınız ama napalım, tarzım bu, -kısa bloglar vardı da siz mi okumadınız! Yazıma müzikten bahsederek başlamıştım yine onunla kapatmak isterim. Tom Jones bir daha asla aşık olmayacağını söylüyor şimdi.. Evet itiraf ediyorum, ben 90larda bile değilim.. 60lardayım.. "Oldies but Goldies" dinleyip yaşlanınca old ve gold olmak istiyorum.. -İçinden gülen olursa bi daha konuşmam!
Dipnot: Az önce yalan attım size, ben çok zengin olsaydım da oturup da her öğünde ekmek yerine pasta yemezdim. İyi bi insanım ben, fakirlere yardım filan ederdim herhalde.. Nevvar-Salih İşgören çiftini de severim bu yüzden.. Şarkım değişti "Life Goes On" diyor Alessandro Safina.. (Güzel şarkı) Hayat devam ediyor, birileri bir yerlerde aşık oluyor, birileri ayrılıyor, birileri de franchising alıp gemisini yürütmenin yollarını arıyor.. "Thats life" böyle bir şey işte.. Ebru Gündeş'ten "Hayatta Başarılar Diliyorum" u hepinize armağan eder, kokulu öpücüklerimi yollarak yazımı sonlandırırım efendim. Her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız!!!
Son dipnot: Anneciğim, bu ilk blog yazımı sana armağan ediyorum. Güle güle kullan!
İçses: Yaklaşan bir Anneler Gününü daha hediyesiz atlatıcaz, mutluyuz!! :))
Demeyin! Tabii hala sokaklarda "süt darı"nınki gibi arabalarda satılan dondurmalar döneminde kaldıysanız, 90'ların pop müziğini dinleyip, güneş gözlüklü Mustafa Sandal'ın " O kız bana kazak örmeli.." şarkısını TOP 10 listelerinde görmek istiyorsanız siz de haklısınız efendim. Hele TRT'nin tek kanal olduğu dönemlere inmek bile istemiyorum. O dönemlere inip, sonra tekrar günümüze, - evlerine elektrik verilmediği halde televizyon, su tesisatı bağlanmadığı halde çamaşır makinesi yardımı yapılan (!) bu döneme çıkarsak vurgun yemiş bir balıkçı gibi oluruz sanırım.. Yaralı ve fakat son derece mağrur! Kumar borcu yüzünden evini ipotek ettirmiş ama hala göbeği dışarıda, ellerini arkaya bağlamış ortalıkta dolaşan sonradan görme sosyetelere benzeriz mazaallah!! -Ve ben bu sonradan görmelerden hiç hoşlanmam nedense (?)
...
Her telden sosyo-psikolojik ve azıcık da politik başlangıcım ile konuya ilgi çekebilmeyi başarmışımdır umarım. Giriş kısmındaki nadide cümlelerime, yazımın sonunda şahsi fikrimi belirtmek için atıfta bulunacağımı ve baştan sona bir bütünlük yakalamak istediğimi de şimdiden belirtir ve sizi uyarmayı bir borç bilirim! ( Nasıl diyor siz TÜRK'ler, " e hool sörkıl " )
...
Okuyucu da bilgilendirdikten sonra, kendine sonunda bir köşe bulmuş Reha Muhtar edasıyla devam etmek isterim. ( Reha Muhtar'a cevap hakkı doğdu, nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa kendisiyle görüşmek isterim.) Şimdi efendim, hepimizin çok iyi bilmediği gibi Carvel Ice Cream tüm dünyada almış başını gitmiş, (rakamsal verilere dayanarak 8 bin 500 markette dondurmasını satarak alıp başını gitmiş) ve "lüks" dondurma kategorisinde "Heagen-Dazs" ve "Ben&Jerry's" gibi iki dev markayla yarışan bu şirket, "Alıcaam Fıstığı, binicem üstüne, vurucam kırbacı vurucam kırbacı nihahah" edasıyla değişik ülkelere franchising vermeye başlamıştır. Ve hedeflerinde Türkiye pazarına da açılmak vardır. ( E ben de o kadar kar etsem, ben de daha çok pazara gireyim derdim. Adamlar haklı.. Bi pembe panjurlu evimiz olsun, bize yeter diye bir şey olmaz iş dünyasında! -Büyük konuştum, belki de olur, her an cayabilirim.)
Bu haberi veren ekonomi dergisi Ekonomist, Carvel'den franchising alacaklara bir kaç küçük öneri de sunmuş. "Aman dikkat, kriz var! Pazarlık edin!" E kardeşim, diyesi geliyor insanın, madem kriz var, "lüks" dondurmanın işi ne bu krizde?? "Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin" derler diye korktuğum için soramıyorum. Ve fakat, aslında işin iç yüzü öyle değil. Bu ünlü vecizeyi söyleyen hanımefendi gayet doğru söylemiş. Bu kriz öyle bir kriz ki -bu kriz politikaları öyle politikalar ki- fakir daha da fakirleşiyor, zengin daha çok göbeğini hoplata hoplata gülmeye başlıyor.. E şimdi ben zengin olsam ekmek yer miyim? Yemem, gider pasta yerim.. Sonra da bir Carvel ziyafeti çekerim kendime.. Burası Türkiye! Burada kriz var! Reklam sloganı da bu olsun hatta, ben bir görüşeyim Carvel'cilerle... Ben pastamı yerken, Carvel'imin en cafcaflı bilmemne soslu dondurmasını kaşıklarken, ekmek bulamayanlar da Memetali Bey'i arayıp 3 sessiz, 1 sesli harf söylesinler, bir plazma TV bir de laptop kazansınlar. Ohhh beleş!!
...
Kendi çapımda yazmaya çalıştığım bu ilk blog denememin sonuna geldik sevgili okuyucularım. Belki sıkıldınız ama napalım, tarzım bu, -kısa bloglar vardı da siz mi okumadınız! Yazıma müzikten bahsederek başlamıştım yine onunla kapatmak isterim. Tom Jones bir daha asla aşık olmayacağını söylüyor şimdi.. Evet itiraf ediyorum, ben 90larda bile değilim.. 60lardayım.. "Oldies but Goldies" dinleyip yaşlanınca old ve gold olmak istiyorum.. -İçinden gülen olursa bi daha konuşmam!
Dipnot: Az önce yalan attım size, ben çok zengin olsaydım da oturup da her öğünde ekmek yerine pasta yemezdim. İyi bi insanım ben, fakirlere yardım filan ederdim herhalde.. Nevvar-Salih İşgören çiftini de severim bu yüzden.. Şarkım değişti "Life Goes On" diyor Alessandro Safina.. (Güzel şarkı) Hayat devam ediyor, birileri bir yerlerde aşık oluyor, birileri ayrılıyor, birileri de franchising alıp gemisini yürütmenin yollarını arıyor.. "Thats life" böyle bir şey işte.. Ebru Gündeş'ten "Hayatta Başarılar Diliyorum" u hepinize armağan eder, kokulu öpücüklerimi yollarak yazımı sonlandırırım efendim. Her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız!!!
Son dipnot: Anneciğim, bu ilk blog yazımı sana armağan ediyorum. Güle güle kullan!
İçses: Yaklaşan bir Anneler Gününü daha hediyesiz atlatıcaz, mutluyuz!! :))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder