Microsoft, son dönemde Apple’la iyiden iyiye kızıştırdığı rekabetin bir benzerini, İnternet araması konusunda Google ile yaşamaya hazırlanıyor.



Bütün bu soruların cevabı, şu anda yaptığınız iş ve kariyeriniz üzerinde ciddi bir etkiye sahip aslında. Bu sonuca nasıl mı ulaştım? Bir yazardan ve bir kitaptan.
Ethem Kocabaş'ın "Hep Çocuk Kaldık" isimli kitabını size öneriyorum.İlk başta kişisel gelişim üzerine kitaplar yazdığını düşündüğüm yazar, insan kaynakları ve zihin konusunda ayrıntılı incelemeler yapmış ve bu konularda çok sayıda firmaya danışmanlık yapmış.
Firmalarda iş görüşmesine gelen kişilere, çocukluklarında en çok hangi oyuncaklarla oynadıklarını ve hangi oyunları çok sevdiklerini sormanın, adayın potansiyelini anlamak açısından büyük fayda sağlayacağını belirtiyor.Adayın oynadığı oyunlar ve oyuncaklarının meslek belirlemede büyük etkisi olduğundan da bahsediyor
Kitap, Beyazıt Öztürk’ten Fuat Güner’e, Gazanfer Özcan’dan, Hakkı Devrim’e, Mithat Bereket’ten Halit Kıvanç’a kadar, profesyonel yaşamlarında doruğa ulaşmış çok sayıda kişinin, çocuklukları ve ilk oyuncakları üzerine yapılmış söyleşilerden oluşuyor…
En çok dikkatimi çeken ise Beyazıt Öztürk’ün söylediği “Kendi oyuncağımızı kendi yaratan bir toplumuz” cümlesinin söyleşi yapılan çoğu kişinin ortak duygusu olduğuydu. Değişiklik kişilik özelliği olarak adlandırıyor yazar bu durumu. Ben " Yaratıcılık" diyorum. Yaratıcı kişilerin ortak özelliklerinin oyuncağını veya oyununu kendi yaratan insanlar olduğunu düşünüyorum. Geçmişte, sokakta oynanan oyunlar çok fazlaydı ve oyuncaklar azdı. Yazara göre bu da sosyal iletişim zekasını destekliyor ama günümüzde oyuncaklar çok ve oyunlar az. Bu da sosyal iletişimi kötü bireyler yaratıyor.
.
Resimlerle ilgili düşüncelerimi paylaşacağım sizlerle.. Öncelikle ilk resim. Kanada'da bir kahve firması şeffaf bardak gibi görünen bir bardak üretiyor. Gerçekten çok yaratıcı bir fikir. Çoğu gerilla taktiği poşetlerle uygulanıyor sanırm. Bunun gibi çok resime rastladım araştırırken. kahve içimine yeni bi alışkanlık kazandırmayı sağlayan bu değişik ve eğlenceli bardaklar, kahve alışkanlığını arttırmada destek sağlıyor.
Bana en ilginç gelen resime geldi sıra.. Kahveyi çok sevdiğimden olsa gerek.. Bir kahve firması Hey, City that never sleeps. Wake up sloganı ile bilbordunu yere koyuyor.Rogar kapağının üzerinden duman çıkıyor ve doğal bir reklam oluşmasını sağlıyor böylece. Yaratıcılıkta sınır olmadığını anlatan en iyi örneklerden biri. Böyle bir görüntünün çekiciliğine kapılmamak mümkün değil. Buradaki ince düşünce kent yaşamının gündelik gerçekliği ile ürününüzü etkinleştirmek. Hem de çok az bir maliyet ile. Yaratıcılık arttırıldıkça maliyet düşüyor böylece.

Firmalar, ürün tanitimlarini pahali olan TV reklamlari, görselligi bulunmayan radyolar yerine, ayni anda 100 bin kisiye mail gönderebildikleri e-pazarlama yöntemini tercih etmeye basladi.Dünyada da hizla yayilan bu yöntem nedeniyle Türkiye'de mail adreslerinin satildigi ayri bir sektör olustu.Birkaç yil öncesine kadar kapidan satis yöntemiyle her kapiyi çalan, ürününü satamasa bile tanitma imkani bulan firmalar, TV reklamlarinin pahali olmasi nedeniyle son dönemlerde internete sarildi. Internet, firmalara ayni anda 150 bin kisiye ulasma imkani sagladi.

ÜLKER Grubu’nun Oba ve Doga çay markalarini satin almasiyla hareketlenen çay sektöründe gözler Coca-Cola’ya çevrildi. Markasız bir ürünü satın almak ilk etapta çok cazip gelmiyor, fakat tüketim çılgınlığı ve sınır tanımayan marka patlaması arasında markasızlığını hayat tarzı haline getiren Japon Muji aklınızdaki markasız ürün satın alınır mı sorusuna cevap veriyor. Bizler için artık kullandığımız kalemin hatta içtiğimiz kahvenin bile markası önem taşıyor. Bir şey alırken markasına bakmak, etiketini görmek istiyoruz. Çünkü çoğumuz için marka demek kalite demek. Ancak bu durumu ortadan kaldırmak isteyen bir marka zinciri var. Uygun fiyatlı, sade tasarımlı, çevre dostu ve işlevsel ürün satma prensibiyle hareket eden Muji markasızlığını hayat tarzı haline getirmeyi amaçlıyor. Aslında bu amacına çoktan ulaşmış diyebiliriz, çünkü dünya çapında 300 mağazası bulunuyor. Son mağazasını ise Nişantaşı’nda açan Muji`nin anlamına gelince... Japonca MU yokluk, JI(shirushi) ise sembol demek. Yani Muji markasız ürün, tam ismiyle Mujirushi Ryohin markasız kaliteli ürünler anlamına geliyor. 7 bin çeşitten fazla ürün satılan Muji`de mobilyadan çantaya, havludan makasa, ihtiyaç duyabileceğiniz birçok ürün bulunuyor.
Gösterişten ve süsten hoşlanmayan Muji`nin ürünlerinde bunun yansıması açıkça görülüyor. Mağazada dahil olmak üzere her şey sade, ambalajlar bile dümdüz ve tam anlamıyla bir çevre dostu. Ürünlerde geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılmış. Örneğine pek sık rastlamadığımız geri dönüştürülmüş iplikten yapılan yatak çarşafları, yastık kılıfları ve oyuncaklar büyük beğeni toplamış. Muji`de Fiyatlar 1 YTL`den başlıyor. 20 YTL`ye tişört, 89 YTL`ye gömlek de var. Aslında ilk duyduğumda fiyatların çok hesaplı olacağını pek düşünmedim. Çünkü yabancı birçok marka euro, dolar ya da pound olan etiketlerinin üzerine YTL olarak neredeyse iki katı fiyatlar koyuyor. Muji ise bunu yapmamış. Dolayısıyla seçtiğiniz ürünü birkaç kuruş farkla aldığınızı görüyorsunuz.
Ayrıca, dünyaca bilinen bu sistem, internette gruplar tarafından da büyük ilgi görüyor. Türkiye de son zamanlar da buna ilgi gösteren ülkeler arasında yer almakta. Çünkü Muji klubü 24 saatte tam 400 üye kazanmış durumda.(Bence insanlar tarafından benimsenince bu rakam artar.)Çünkü fiyat, ürün kalitesi ve çevre dostu olma özelliklerini arayan tüketici için MUJİ biçilmiş bir kaftan.

istediğiniz kişinin cep telefonuna yollayabiliyor.
Bu durumda tüketiciyle pazarlamacıyı çok daha yakınlaştırıyor...işte bu sebepten Bloglar pazarlamacıların yeni gözdesi...:)
| 19/04/2009 tarihli bir haber. Öncelikle yazıyı olduğu gibi aktarıyorum. Ardından fikrimi yazacağım. |
![]() |
Sıra benim yorumumda.. Haber gerçekten çok ilgimi çekti. Nike, Converse gibi markaların websiteleri gibi bir yol izlemişler ama sadece modayla ilgilenen küçük kız çocukları için. Aslında bu sitede uygulanan yöntem ''mass customization''. Yani standart t-shitler, etekler üzerine yine standart bir şekilde tasaramcılar tarafından önceden oluşturulmuş olan resimli,yazılı baskıları basıyorlar sadece. Yani genç hanımlar kendi tasarımlarını oluşturduklarını sanıyorlar ve kendilerine özel bir ürün tasarladıklarını düşünüp belki de arkadaşlarına hava atıyorlar. Site dream it! make it! wear it! sloganıyla gayet basitçe amaçlarını ortaya koyuyor zaten.. Küçük kızların bunu bir oyun olarak görmesi çok doğal,annelerine yalvar yakar aldırdıklarından eminim.
Şirketin satışlardan memnun olduğu kesin, peki ya anneler?Günümüzde bilgisayar başında geçirilen zaman git gide artıyor, oyunçağında olan, aileleri ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeleri gereken çocuklar bu tür para tuzağı sitelerde vakit öldürüyor. Çocukluk dönemi bir daha geri gelmeyecek, nasıl olsa büyüyüp üniversiteye gittiklerinde veya iş hayatına başladıklarında ister istemez bilgisayarın esiri olacaklar. Ama şimdi açık alanlarda sosyal aktivite vakti.. Küçüklüğümü hatırlıyorum da, ne güzel oyunlar oynardık eve girmek bilmezdik. Gerçi bilgisayar yoktu o zamanlar ama olsa da şimdiki nesil kadar çok vakit geçirmezdik. Sanırım yaşlanıyorum..
